Panik Bozukluk

 

Bazen içiniz mi sıkılıyor?

 

Oda üstünüze üstünüze mi geliyor?

 

Bayılacak, ölecek ya da çıldıracak gibi mi hissediyorsunuz?

 

Bu nedenle hep gittiğiniz yerlere gitmemeye mi başladınız?

 

Hastaneye gidiyorsunuz ancak bir şeyiniz olmadığını mı söylüyorlar?

 

Panik bozukluk dediğimiz sıkıntıyı yaşıyor olabilirsiniz.

 

Panik bozukluk, benliğimizin bedenimizi yanlış anlaması olarak da özetlenebilir. Heyecanlandığımızda ya da gerildiğimizde bedenimizde bazı değişiklikler olur. Bu, doğada hayatta kalmaya çalışan atalarımızın bize hediyesidir. Göz bebeklerimiz daha çok ışık alabilmek için büyür, vücudumuz enerji harcamaya hazır hale gelir, yağ ve su yakar, bu nedenle terleriz. Kalp atışlarımız daha hızlı hareket edebilelim diye hızlanır. Daha seri nefes almaya başlarız. Kısacası, her şey bizi stresi yaratan koşulla savaşmaya ya da ondan kaçmaya hazırlar.

 

Bazen biz bu durumu yanlış yorumlarız. Bize ne olduğunu anlamaya çalışmak bizi daha da strese sokar; bu da yaşadığımız bedensel tepkileri arttırır. Sonuç olarak korktukça kendimizi daha kötü eder, daha kötü hissettikçe daha çok korkarız. Neyse ki bedenimiz bu döngüyü aşağı yukarı 10-15 dakika sonra durdurur ve yeniden eski dengeli halimize döneriz.

 

Az önce bahsettiğim yaşantıya panik atak diyoruz. Çoğu insan hayatında en az bir kez panik atak geçiriyor, yani panik atak geçirmek normal bile sayılabilir. Hepimiz bazen vücudumuzun bize yolladığı sinyalleri yanlış okuyabiliriz. Bir kez panik atak geçirmek, bir daha başınıza geleceği anlamına da gelmiyor. Ancak bir nokta var ki, bazı insanlarda panik atağın sıkça tekrarlanmasına neden oluyor ve yaşanan problemi panik bozukluğa dönüştürüyor. O da atağın tekrarlayacağı korkusu.

 

Panik ataklar sebepsiz yere başlayabilir ya da zihnimiz bazı kişi, yer veya şeyleri tetikleyici olarak kaydedebilir. Ancak her iki durumda da panik bozukluğu olan kişi, panik atağın tekrarlayacağından korkuyor ve ona atak yaşatacağına inandığı şeylerden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlıyor. Örneğin kalabalık ortamlarda bir-iki kez atak yaşamış bir kişi kalabalık ortamlara giremiyor. Kaçınılan yerler çoğaldıkça, kişinin tüm hayatı sekteye uğruyor. Ayrıca panik atak, kişiye ölecekmiş ya da kendini kaybedecekmiş hissi verdiği için, panik bozukluğu olan kişiler sıkça hastanelere taşınıyorlar. Sorun psikolojik olduğu için doktorlar çoğu zaman fiziksel sağlığa dair kalıcı bir probleme rastlamıyorlar.

 

Panik bozukluk için bilişsel davranışçı psikoterapinin en etkili çözüm olduğu söylenebilir. Ama çözüme ulaşmak için en büyük adım panik atakların kişinin kendi yaratısı olduğunu kabullenmek. İkinci adım ise önce kaçınılan şeylerin, sonra da atağın kendisinin üstüne gitmek. Bilişsel davranışçı terapi ekolünü takip eden terapistler, sistematik duyarsızlaştırma adında bir yöntem kullanır. Bu yöntemde önce panik ataklar ve kişinin buna dair korkuları detaylı biçimde incelenir, varsa atakların ortak noktaları bulunur. Ardından küçük adımlarla kişi ona panik atak yaşatacağını düşündüğü durumlara maruz bırakılır. Kişi gerildiğinde ona içinde olduğu durumla başa çıkma ve kendini sakinleştirme yöntemleri öğretilir. Böylece en son aşamada kişi yukarıda bahsettiğim döngüyü oluşmadan kırmayı ve atakları önlemeyi öğrenir ve panik ataklardan da panik bozukluktan da kurtulur.

 

Panik atak, herkesin başına gelebilir. Panik bozukluk ise az kişinin. Ama ikisi de önlenebilir. Yeter ki sorunun farkına varın ve çözüm için bir adım atın.

 

Uzm. Kl. Psk. Nazlı Akay

Üste Çık ↑