ÇOCUĞUNUZUN KORKU VE ENDİŞELERİYLE BAŞ EDEBİLiRSİNİZ

 

Psikiyatrist Aaron Beck’in kurucusu kabul edildiği Bilişsel Davranış Terapisi, etkileri uzun vadeli olmadığı ve her bireye uygun olmadığı açısından eleştirilmekle birlikte, kaygı sorunlarının tedavisi açısından çok etkileyici bir terapi yöntemidir. Bu tedavinin amacı; insanların olumsuz düşüncelerini tespit etmek, insanların bu düşüncelerin duygularını nasıl etkilediklerinin farkına varmasını sağlamak ve olumsuz düşüncelerini daha faydalı düşüncelerle değiştirmektir. 

 

Çocuğunuzun endişelendiğini fark ettiğiniz anda, çocuğunuza onu neyin endişelendirdiğini mutlaka sorun. Çocuğunuz onu neyin endişelendirdiğinin farkında olabilir ama yanınızda başkaları varsa, çekindiği için bunu dile getirmek istemeyebilir. Bu durumda çocuğunuza endişesi ile ilgili hemen soru soramayabilirsiniz. O yüzden olaydan sonra mümkün olduğunca çabuk çocuğunuzla rahat konuşabileceğiniz bir ortamda iletişime geçin.

 

Çocuğunuza cevabı “evet” veya “hayır” olan sorular sorarak çocuğunuzun cevabını kısıtlamak yerine “Seni endişelendiren ne?” veya “Bunun seni endişelendirmesinin nedeni ne?” gibi yoruma açık sorular sorun. Bu soruları sorma biçiminiz, çocuğunuza onun sorunuyla ilgilendiğiniz ve destek olmak istediğinizi göstermelidir. Çocuğunuzun endişesi asla küçümsenmemelidir. Eğer çocuk endişesinin küçümsendiğini hissederse, sorulara yanıt verme konusunda isteksiz hale gelir ve bu işinizi zorlaştırabilir. Soru sorarken ses tonu, jest ve mimikler de büyük rol oynar.

 

Çocuklar genellikle belli bir şey hakkında sadece kendilerinin endişelendiğini düşünürler ve endişelenmenin tuhaf bir durum olduğunu düşündükleri için endişeleri hakkında konuşmaktan çekinirler. Çocuğunuzun herhangi bir konu hakkında endişelenmesinin normal bir durum olduğunu fark etmesini sağlayın. Böylece endişeleri hakkında konuşmaya başlamasını kolaylaştırabilirsiniz. “Senin durumunda bir başkası olsaydı ne düşünürdün?” gibi sorularla çocuğunuzun olaylara farklı bakış açılarıyla bakmasına yardım edin. Verdiği cevaplar çocuğunuza yol gösterici olacaktır.

 

“Endişelerinin gerçekleşeceğini düşünmene sebep olan nedir?” veya “Bu daha önce hiç başına geldi mi?” gibi sorular sorarak, çocuğunuzun endişelenmesine neyin yol açtığını hem çocuğunuzun fark etmesini sağlayın hem kendiniz anlamaya çalışın.

 

Güvence vermek çoğunlukla her anne ve babanın çocuğunun kaygısı karşısında düştüğü bir tuzaktır. ‘Tuzak’ ifadesini kullandım çünkü güvence vermek, endişeli çocukların durumlarla kendi başlarına başa çıkmasına büyük bir engeldir. Bir anne çocuğunu, “Korkma, ben buradayım” diye avutuyorsa, annesi olmadığı durumlarda çocuk ne yapacağını bilemeyip paniğe kapılabilir. Bu yüzden güvence vermek yerine destekleyici olmayı tercih edin.

 

Çocuğunuzun korku ve endişeleriyle tek başına baş edebileceğine yürekten inanın. “Kendi başına başaramaz” düşüncesinden uzak durun. Çocuğunuzu fazlasıyla korumak, çocuğunuzun korkusunun ve endişesinin devam etmesine neden olur. Eğer ortam müsaitse, tek başına hareket etmesine müsaade edin, cesaretini arttırın. Çimlerin üzerinde koşan çocuğunuzun düşeceğinden endişe ediyorsanız, peşinden koşup hevesini kırmayın. Çocuğunuzun korkularından kaçmaması ve korkularıyla yüzleşmesi için ona fırsatlar verin ama baskı yapmaktan kaçının. Çocuğa baskı yapmak, işlerin daha da zorlaşmasına neden olabilir.

 

Çocuğunuzu korkularıyla yüzleştiği için mutlaka takdir edin ve övün. Neden övdüğünüzü net bir şekilde dile getirin. Çocuğunuza kendi endişelerinizle nasıl baş ettiğiniz konusunda örnek olun. Eğer çocuk ebeveyninin korkularıyla yüzleşmek yerine onlardan kaçtığını görürse o da korkularıyla yüzleşmekten kaçar. Çocuğunuzun korkularıyla yüzleşmesine yardım etmek için kendi korkularınızla yüzleşmeyi öğrenmelisiniz. Çocukların anne ve babalarının sözlerinden çok davranışlarını örnek aldığını unutmayın.

 

Çocuğunuzun endişe ve korkularıyla aşama aşama yüzleşmesine yardım edin ve birlikte aşamalı bir plan yapın. Örümcekten korkan çocuğunuz için ilk aşama, örümcek fotoğraflarına bakmak olabilir.  Bu aşamalar çocuğunuzun eline oyuncak bir örümcek alması, canlı bir örümcekle aynı odada bulunması ve her aşama örümceğe bir metre yaklaşması şeklinde ilerleyebilir ve belki de -zorunlu değil- son aşama çocuğunuzun eline canlı bir örümcek alması ile son bulabilir. Aşamalara çocuğunuzla beraber karar verin. Her aşamada çocuğunuzun çabalarını takdir edin.

 

Çocuğunuzu endişelendiği konu hakkında olabildiğince çok çözüm bulmaya teşvik edin ve hangi çözümün en iyi sonuç vereceğini öğrenmesini sağlamak için sorular sorun. Çocuğunuzun kendi sorununu kendi çözen bağımsız bir birey olma yolundaki bu büyük adımını takdir edin.

 

Eğer çocuğunuzun bu yaklaşım sayesinde büyük bir ilerleme kaydettiğini düşünüyorsanız, bu yöntemi uygulamayı bırakmayı düşünebilirsiniz ancak  bu yöntemi uygulamaya devam ederseniz, çocuğunuz hayatı boyunca karşılaştığı sorunların üstesinden gelmeye her zaman hazırlıklı olacaktır.

 

Psikolog Balsu Uğurluoğlu

Üste Çık ↑