MENÜ
HAMİLELİKTE 40. HAFTA
913

 

Bu haftaya kadar doğum gerçekleşmediyse bu hafta sonunda doğurmuş olma ihtimaliniz çok yüksek. Hamilelerin çok küçük bir kısmı (%5’ten az) 40 hafta dolmasına rağmen doğurmazlar. Bunlar sıklıkla ilk hamileliklerdir.

Doğum aşamaları

Anne adayları doğumları başladıktan sonra hastaneye ulaştıklarında doğum salonuna kabul edilirler. Önce ilk muayeneleri ve açıklıkları saptanır. Son değişiklikleri görmek için ultrason yapılır. Bebeğin son ulaştığı yaklaşık ağırlık kaydedilir. Bebeğin şu andaki kalp atışlarının ve rahim kasılmalarının düzenini görmek üzere NST (non stres test) uygulanır. Sezaryen olmayı gerektirecek bir durum saptanmaz ise anne adayı belli aralıklarla muayenesi yenilenmek üzere bir odaya alınır. Devlet hastanelerinin çoğunda mümkün olmasa da baba adayının da rahim kasılmaları çekilirken odada olması ve anne adayına destek olması önemlidir.

Rahim ağzı açıklığı

Doğum gerçekleşene kadar yaklaşık 20 dakika aralıklarla bebek kalp atışları dinlenir, 1 saat aralıklarla rahim ağzı açıklığı kontrol edilir. Doğum rahim ağzı açıklığı 10 cm’e ulaştığında gerçekleşmektedir. Özellikle ilk hamileliği olan anne adaylarında rahim ağzı açıklığının 1 cm artması 1,5-2 saat alır (doğumhaneye alındığında 4 cm rahim ağzı açıklığı saptanmış anne adayının doğumu 12 saate kadar uzayabilir). Yani normal doğum sabır işidir. Bebeğin başı rahim kasılması sırasında vajenden görülebildiğinde anne adayı doğum masasına alınır.

Doğum sonrası anne ve bebek

Güçlü birkaç kasılma ve anne adayının yeterli ıkınması ile öncelikle bebeğin başı vajenden çıkar. Doktor önce bebeğin ağzının içini bir bez yardımı ile siler. Daha sonra bebeği uygun pozisyonlarda nazikçe çekerek tamamen doğmasını sağlar. Ve doğum odası bebeğin sesi ile yankılanmaya başlar. Bebek bu haftada yaklaşık 50 cm ve 3700 gram’ dır. Bir yandan göbek bağı klemplenip kesilirken bebek annenin karnını üstüne doğru bırakılarak anne ile ilk temas sağlanır. Daha sonra bebek kurutulup, ısıtılıp temizlenir ve kıyafetleri giydirilir. Bu sırada doktor halen rahmin içerisinde bulunan bebeğin eşini (plasentayı) çıkarır. Doğum yolu ve vajeni olası yırtıklar açısından kontrol eder. Özellikle ilk hamileliklerde bebeğin çıkışını kolaylaştırmak için açılan epizyotomi (doğum kesisi- bebek doğarken doktorun lokal anestezi sonrası vajen girişi ile anüs arasındaki bölgeden (perine) vajen içerisine doğru yaptığı kesidir) tamir edilir. Daha sonra bebek yatağına alınan anne adayının kucağına verilir. Ve sonunda yeni anne ilk defa bebeğiyle göz göze gelme imkanı bulur.

Doğumda uygulanabilecek anestezi şekilleri

Lokal anestezi

Normal doğum sırasında uygulanır. Anne adayları tüm rahim kasılmalarını hissederek, doktorun kontrolünde ve gözetiminde ıkınır. Bebeğin başının doğmasına yakın bir zamanda doktor tarafından epizyotomi hattına uyan bölgeye uygulanır. Böylece epizyotomi açılırken ve sonrasında tekrar onarılırken annenin acı hissetmemesi sağlanmış olur. Epizyotomi açılma ihtiyacı duyulmayan anne adaylarında (sıklıkla daha önce doğum yapmış anneler) lokal anestezi ihtiyacı da olmaz.

Epidural anestezi

Bu anestezi yönteminde belden yapılan ince bir iğne ile omurilik zarının etrafına anestezi ilacı verilir. Aynı dönemde bu aralığa bir kateter (ilaç uygulanabilecek bir sistem) yerleştirilir. Bu kateter yardımı ile ilaç etkisi geçmeye yakın ek dozlar yapılabilir. Bu yöntem ile ağrıları azalan anne adayı kaslarını kullanmaya devam edebilir. Bu sayede doğum sancılarını hissetmez ancak

doktorun yönetimi ile uygun zamanlarda ıkınıp bebeğini normal yolla doğurabilir. Normal doğumda rahim kasılmaları düzenli hale geldikten sonra ya da rahim açıklığı 4 cm’e ulaştığında epidural anestezi yapılır. Kasılmalar düzensiz ise veya erken dönemde takıldığında kasılmaların durmasına neden olabilir. Ayrıca epidural anestezi kas gücünü, dolayısı ile ıkınma gücünü azaltabilmektedir. Bunun sonucu olarak da bebeğin çıkış aşamasının uzamasına ve vakum uygulaması ihtiyacına neden olabilir.

Epidural anestezide ilaç dozu arttırılarak annenin kaslarını oynatamaması da sağlanarak sezaryen ile doğumda kullanılabilir.

Sezaryen ile doğumdan sonra uygulanmış olan kateter 24 saat sonra, normal doğumdan sonra ise hemen çekilir.

Kanama bozukluğu olan hastalarda, antikoagülan tedavisi alanlarda (kan sulandırıcı ilaçlar), uygulama bölgesinde (belde) enfeksiyonu olanlarda, trombosit (pıhtılaşma hücreleri) düşüklüğü olanlarda bu anestezi yöntemi kullanılamaz.

Spinal anestezi

Anestezi ilacı direkt omurilik sıvısına verilir. Böylece ağrı duyusu ortadan kalkar ve istemli çalışan kaslar geçici olarak hissizleşir. Ancak anne adayları ciltlerine dokunulduğunu, soğuğu ve sıcağı hissetmeye devam ederler. İstemli kaslar uyuştuğu için anne adaylarının ıkınma şansı da olmayacağından bu anestezi yöntemi ile normal doğum mümkün değildir.

Kanama bozukluğu olan hastalarda, antikoagülan tedavisi alanlarda (kan sulandırıcı ilaçlar), uygulama bölgesinde (belde) enfeksiyonu olanlarda, trombosit (pıhtılaşma hücreleri) düşüklüğü olanlarda bu anestezi yöntemi kullanılamaz.

Kombine spinal ve epidural anestezi

Son dönemlerde sezaryen ile doğumlarda sık uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem ile belden yapılan bir iğne ile hem omurilik zarı etrafına hem de omurilik içine anestetik madde verilir. bu yöntem spinal anestezinin cerraha uyguladığı avantajları ve epidural anestezinin (24 saat kalan belde kalan kateter ile gerektiğinde ek ilaç yapılarak annenin ağrıları azaltılabilir) hastaya sağladığı konforu birleştiren bir yöntemdir.

Genel anestezi

Bu anestezi şeklinde anne adayının bilinci ve ağrı duyusu geçici olarak tümüyle ortadan kaldırılır. Solunum kasları da çalışmayacağı için anne adayı solunum yoluna yerleştirilen bir boru yardımı ile solunum cihazı tarafından solutulur. Anestetik maddeler de solunum yolu ile verilir.

 Spinal, epidural ve spinal + epidural kombine anestezi yöntemlerinin genel anesteziye üstünlükleri nelerdir?

- Genel anestezi sırasında annenin bilinci açık değildir, ancak diğer yöntemlerle annenin bilinci yerinde olduğundan anne doğuma katılabilir. Doğum anında bebeğin sesini duyabilir, bebeğini görebilir ve bebeğine dokunabilir. Böylece normal doğumda olduğu gibi hemen doğumu takiben anne ile bebek arasında ilk bağ kurulmuş olur.

 

- Genel anestezide verilen ilaçlar kana karışır ve bu sayede göbek kordonundan geçerek bebeği de etkiler. Ancak diğer yöntemler ile verilen ilaçlar kana karışmazlar ve bebeğe etki etmezler.

- Genel anestezide anne kendisi soluyamadığından solunum cihazına bağlanır, diğer yöntemlerde anne uyanık olduğundan kendisi soluk alabilir, solunum cihazına ihtiyaç duymaz.

- Genel anestezide anne uyandığında ağrı hisseder. Ancak damardan veya kalçadan yapılacak ağrı kesicilerle ağrısı azaltılmaya çalışılır. Bunun yanında spinal anestezide anne adayı ayaklarını hissetmeye başlayana kadar (yaklaşık 6-8 saat) hemen hemen hiç ağrı hissetmez. Bu aşamadan sonra damardan ve kalçadan yapılan ağrı kesiciler ile ağrı kontrolü sağlanır. Epidural veya spinal + epidural kombine anestezide belde bulunan kateter ile 24 saat boyunca direk buraya ağrı kesici verilerek annenin ağrı duymaması sağlanır. Yani spinal, epidural, spinal + epidural kombine anestezide anneler doğum sonrası çok daha az ağrı hissederler.