MENÜ
Uzm. Kl. Psikolog Nazlı Akay Yazar Hakkında
Anne İşlevi ve Baba İşlevi
1289

 

Çocuk büyütürken çoğumuz esas sorumluyu anne sayarız. Bu nedenle anne hem daha çok övülür, hem de omuzlarına daha ağır bir sorumluluk yüklenir. Yakın sayılabilecek zamanlara kadar gelişim teorilerinde de anne ön plandaydı, ama zamanla babanın çocukla ilişkisine de dikkat edilmeye başlandı ve ortaya çocuğun yetişirken yararlanabileceği iki temel işlev çıkarıldı: Anne işlevi ve baba işlevi. Eşcinsel aileler ve tek ebeveynli ailelerle yapılan çalışmalar ise anne işlevinin sadece kadınlara, baba işlevinin de sadece erkeklere özgü olmadığını gösterdi. Diğer bir deyişle, bir ebeveyn, cinsiyeti ne olursa olsun, hem anne, hem de baba işlevi gösterebilir. Ama geleneksel Türk aile yapısını göz önüne aldığımızda, Türkiye’de anne işlevini genelde kadınların, baba işlevini ise erkeklerin üstlendiğini söyleyebiliriz.

 

Bahsetmekte olduğum iki işlev hayali bir iş bölümüdür. Anne, taşıyan ve besleyendir. Tıpkı bir kadının bebeği rahminde taşıdığı ve göbek kordonu yoluyla beslediği gibi, anne işlevini yürüten kişi de çocuğu duygusal olarak taşır ve besler. Çocuk hayal kırıklığına uğradığında onu teselli eder, bol bol ona sarılır. Aynı zamanda çocuğu “aynalar”; yani çocuk “anne” ile iletişimdeyken kendini duyulmuş, anlaşılmış hisseder. Bebekliğinden itibaren anne işlevinden eksik kalmış bir çocuk, kendini “yok” hisseder. Yokmuş gibi hisseden kişiler bir şeylere tutunabilmek ve duygusal olarak kendilerini besleyebilmek adına aşırı yemeye ya da bağımlılığa yönelebilirler, içlerinde sürekli bir “boşluk” varmış gibi hissedebilirler. Yok hissetmenin en uç sonucu ise şizofrenik ya da otistik deneyimler yaşamaktır; bunun nedeni içine kapanmaktır. Özellikle yetimhanelerde büyüyen çocuklar anne işlevinden yoksun kaldıkları için bu problemleri yaşama riski taşırlar.

 

Öte yandan, vücudumuz için omurga ne ise çocuk için de baba odur. Babanın işlevi sağlam durmak ve bu sağlam duruş ile çocuğuna güven ve cesaret vermektir. Başka bir deyişle babanın sağlam, yıkılmaz duruşu çocuğa güven hissiyle birlikte keşfetme özgürlüğü verir, çünkü başına bir şey gelirse onu koruyabilecek bir “baba” vardır. “Baba”nın sağlam duruşunun bir diğer yansıması ise kurallardır. Baba işlevini yürüten kişi çocuk için sınırlar koyar. Burada baba işlevi çocuğa kendini düzenlemeyi, isteklerini ertelemeyi öğretir. Kuralların ne kadar katı olduğu aileden aileye ve kültürden kültüre değişmekle beraber, günümüzün trendi olan çocuğu merkeze alma ve bu nedenle sınır koymama eğilimi, çocukların ileride bencil ve kendini gerektiği yerlerde durdurmaktan, plan yapmaktan ve organize olmaktan yoksun olmasına neden olabilir. Çocuk istediği her şeyi elde ettiği için büyürken insanlardan beklentisi de istediği her şeyi istediği anda elde edebileceği olur. Yokluğu, yoksunluğu ya da gecikmeyi tatmamış çocuk yetişkinliğinde de istediği şeylerin hemen olmasını bekler ve sıkça hayal kırıklığına uğrar. Çok sayıda ve katı kuralların olması da çocuk için her şeyi ebeveynin organize etmesi demek olacağından çocuk kendi benliğini oluşturamaz, çünkü hayat yolculuğunda gitmesi gereken tüm yollar onun için işaretlenmiştir ve kendi yolundan gitmesine izin verilmemektedir. Bu çocuk aynı zamanda yetişkinliğinde aşırı kaygılı olacaktır, çünkü “doğru yol”dan gitmezse ne olacağını deneyimlememiştir, üstelik çoğu zaman doğru yoldan gitmediği zaman başına gelebilecekler ile ilgili korkutulmuştur.

 

Bir çocuğun sağlıklı gelişebilmesi için hem anne, hem de baba işlevinin yerine getirilmesi gerekir. Her anne-baba farkında olmadan bu iki işlevi aralarında bölüşür. Daha önce de belirttiğim gibi işlevler adlarının aksine ebeveynin cinsiyetinden bağımsız olduğu için bazı ailelerde baba işlevini anne, anne işlevini ise baba yürütür. Bazı ailelerde ise iki ebeveyn de anne ve baba işlevini zaman zaman birbirinden devralır. Peki ya siz? Siz çocuğunuz için hangi işlevi yerine getiriyorsunuz? Ve bunu nasıl yapıyorsunuz? Düşünmeye değer…

 

 

Uzm. Kl. Psk. Nazlı Akay

 

Uzm. Kl. Psikolog Nazlı Akay