MENÜ
Uzm. Kl. Psikolog Nazlı Akay Yazar Hakkında
Anne ve Küçük Ev Aletleri
3359

Önden belirteyim, bu yazı klasik bir anneye övgü yazısı olmayacak.

 

Anne olmak ne demek?

 

Reklamlara bakarsak anne olmak muhafazakar giyinmek demek. Çoğu zaman bir kalem etek, bir hırka, saçlar arkadan tek atkuyruğu ya da topuz… Hele küçük ev aletleri ya da gıda ürünü reklamıysa bu, reklamcılar kilolu, anaç tipli kadın oyuncularla çalışırlar. Bu annelere genelde birkaç türlü hediye alınır. Biri küçük ev aletleridir, annemiz bize daha iyi baksın diye. Çünkü annenin görevi bizim arkamızı toplamaktır.

 

Sahi, annemizin görevi bizim arkamızı mı toplamaktır?

 

Kaçınız bekarken, aile evinizde yemek yedikten sonra sofranın kaldırılmasına yardım ettiniz? Kaçınız şimdi ediyorsunuz? Efendim? Yorgun musunuz? Evin annesi değil midir sizce?

 

Daha basit bir örnek vereyim: Biz çay içmeyi pek seven bir milletiz. Bir araya gelip muhabbet etmeyi de. Muhabbete de en iyi çay eşlik eder zaten bizim buralarda. Birkaç aile bir araya gelmiş otururken çayınız biterse kim tazeler? Bu onun görevi midir? Yapmak zorunda mıdır?

 

Anneye bu gibi durumlarda yardım eden tek kişi “evin kızı” olur genelde. Bu işler de onun stajı gibi kabul edilir; o da bir potansiyel “annedir” çünkü. Eskilerin babadan oğula geçen mirasları gibi, anne yokken annelik de “evin kızına” kalır.

 

Anne çalışıyor ya da çalışmıyor fark etmez, baba mesai saati bitince işini işte bırakabilirken anne bunu yapamaz. Evde ikinci mesai onu beklemektedir. Baba ve çocuklar için gün, eğer çocukların ödevi yoksa, paltolarını portmantoya astıkları anda biter. O saatten sonra yorulmak, zora gelmek istemezler. Aynı eylem, anne için ikinci mesaisinin işbaşıdır. Yemek yapar, sofra kurar, toplar, bulaşık yerleştirir, hatta küçük başka işler yapar. O arada işinde yükselecekmiş, nasıl? Bu beden ve zihin yorgunluğuyla, nasıl? İş toplantıları baba için dert değil, anne ise bir mesaiye kalacaksa evin bin bir türlü düzenini ön plana almak zorunda.

 

Küçük ev aletleri bu düzenin hediyesidir işte, annemiz bizim arkamızı toplarken yoruluyor, daha az yoralım bari, der. Oysa bir evde herkesin kendi düzenine dikkat etmesinin annenin yükünü daha çok hafifleteceği düşünülmez. Zordur çünkü derlemek ve toplamak, zaman zaman da yönetmek. Bu yüzden kimi aileler bir hoşluk olması için sadece Anneler Günü’nde anneye kahvaltı hazırlarlar. Diğer 364 gün hazırlamak zordur. Bu yüzdendir mutfakta neyin nerede olduğunu çoğu aile üyesi bilmez.

 

Anne yine de susar, hoşnut olur.

 

Olmamalı.

Bence tüm anneler bir devrim yapmalı. Onlar yapmıyorsa tüm babalar ve çocuklar…

Yeni bir düzen kurulmalı.

 

Herkes yemeğin hazırlanmasına yardım etmeli. En küçük çocuklar bile. Herkes kendi giysilerinin ve bulaşığının sorumluluğunu almalı. Bu olmadıkça annenizin gününü kutlamışsınız, kutlamamışsınız bir anlamı kalmaz. Çünkü annenize diğer 364 gün zorluk yaşatmaya devam ettikçe 365. günkü samimiyetiniz hep zan altında kalır. Dahası, toplumca, kendine bakmayı yirmili yaşlarına kadar bilmeyen, evlendikten sonra hala aile evinde yemek yiyen çocuklar, annenin maaşsız bir işçi gibi evde sürekli koşturduğu düzeni sürdüren çocuklar yetiştiririz.

 

Bu Pazar, bir şeyleri değiştirin. Annenizi övün, onu bol bol öpün, ona emekleri için teşekkür edin ama bununla beraber annenizin en azından bir tek işini sorumluluğunuza alın. Bakın anneniz nasıl mutlu olacak.

 

İzin verin anneniz bir “küçük ev aletleri” annesi değil, daha huzurlu ve daha özgür bir anne olsun.

 

Anneler Günü kutlu olsun…

 

 

Uzman Klinik Psikolog Nazlı Akay

Uzm. Kl. Psikolog Nazlı Akay