MENÜ
Doç. Dr. Özlem Karaırmak Yazar Hakkında
Çocuğumla Nasıl Konuşmalıyım ?
8228

 

ÇOCUKLARDA İZ BIRAKAN YANLIŞ DİYALOGLAR

 

Tutulmayan vaatler verme

 

Çocuğunuzun istediğiniz gibi davranmasını sağlamak için samimi olmayan ve yerine getirilmeyen sözler vermek aslında bir kandırmaca yaratmaktır. Sahte sözler vererek çocuğunuzun davranışını manipule etmeye çalışırken aynı zamanda çocuğunuza istediğini elde etmek için insanları kandırabilirsin mesajını iletirsiniz. Sahte sözlerle çocuğunuzu herhangi bir davranışa zorlayabilirsiniz ya da çocuğunuz vaat ettiklerinize ulaşmak için sizi memnun etmeye çalışır ve sizin de çocuğunuz üzerindeki kontrolünüz güçlenir. Vaat edilen sözler yerine getirilmediği zaman aslında büyük hayal kırıklıkları yaşanır ve çocuğunuz bir gün verdiğiniz sözleri tutmadığınızın farkına varır. Bu noktada, ürkütücü olan maalesef çocuklar bu durumu unutmazlar. Belki sizin amacınız sadece o andaki şiddetli ağlamayı durdurmak; ancak verilen sözler gerçekleşmediğinde çocuğun kendiyle ilgili algısı farklılaşır. Dikkate değer olmadığını düşünebilir ya da hak etmediğine ikna olabilir. Herhangi bir sebepten dolayı yerine getiremeyeceğiniz sözleri vermekten kaçının ve verdiğiniz sözleri yerine getirmeye özen gösterin. Çocuğunuza çok uzun vadeli sözler vermeyin çünkü sizin geçerli bir sebebiniz olsa bile hayal kırıklığı yaşayabilir. Hayal kırıklıklarını önlemek adına kısa vadede yerine getirebileceğiniz sözler verin. Öte yandan, çocuğunuzla ilişkiniz verilen vaatlere dayanmasın. Manipulasyonlara açık bir ebeveyn-çocuk ilişkisi yerine karşılıklı anlayışa dayanan güvenli ilişki çocuğunuzun gelişimi açısından çok daha sağlıklıdır.

 

Çekirdek inanç : “Annem-babam bana verdiği sözleri tutar.”; “Eğer gelemediyse önemli bir şey vardır.”; “Beni sevdiği için mutlaka gelecektir.”

 

Çekirdek inanç: “Annem her zaman geç kalır. Çoğunlukla gelmez.”; “ Annem ve babam genellikle bahaneler uydurur.”; “Annem beni sevseydi gelirdi.”; “Beni sevmediği için hep geç kalıyor.”

 

Çocuğunuzun hangi çekirdek inançla büyümesini istersiniz?

 

Farkında olmadan dalga geçme ve eleştirme

 

Herhangi bir özelliğiniz ya da söylediğiniz bir söz üzerine karşınızdaki kişinin kahkahalarla gülmesi; sizin nasıl hissettiğinizi hiç düşünmeden sizinle dalga geçerek eğlenmesi çok onur kırıcı olabilir. Dalga geçerek küçük düşürmek büyük bir saygısızlık örneği gösterip karşımızdaki kişiyi yok saymaktır. Dalga geçme, çocuk için örseleyici sonuçlar yaratır. Derin bir kızgınlık ve kızgınlığın altında yatan gücenmişlik duygusu çocuğun benlik saygısını ve yetkinlik algısını zayıflatır.

 

“Bu kaçıncı özel öğretmen bir dersten sonra hepsi arkasına dönmeden kaçtı. Hala uğraşıyoruz”; “Gitardan çıkardığı seslerle hepimizi bunalıma sürüklüyor; ama o çaldığına inanıyor”; “Asla teşekkür ya da takdir alamazsın. Sınıfı geçsen bana yeter.”; “Senden bir şey olmayacağını biliyorum ama bir ümit işte”; “Kuş kadar aklın var.”; “Sana söylediklerimi sürekli tekrar etmek zorundayım”; “Dinlemeyi bile bilmiyorsun.”; “Neden bir seferde anlamıyorsun ki? Biraz önce anlattıklarımdan hiçbir şey anlamamışsın.”;

 

Şaka yollu dalga geçen eleştiriler anne-babalar için önemsiz ya da anlık söylemler olabilir ya da bu tip söylemlerle çocuklarının tam aksini kanıtlamasını bekliyor olabilirler. Bazı anne-babalar dalga geçerek çocuklarının karşıt tepki geliştirebileceklerine inanırlar. Belki yapamazsın dersem yapmaya uğraşır diyerek dalga geçerler. Ancak çocuğun iç dünyasında yok edilmesi zor lekeler olarak kalacaktır. Kendi yapabilecekleri ile algısı zayıflayacak ve sizin tarif ettiğiniz gibi beceriksiz biri olduğuna daha güçlü bir şekilde inanmaya başlayacaktır.

 

Çocuğunuzu yetiştirirken sürekli olarak yaptığı hataları bulmak ve eleştirmek kendini suçlu hissetmesine neden olur. Asla yapamazsın, her zaman böylesin, yapamazsın gibi kesin ve genelleyici söylemler kendi yeterliliklerinden şüphe etmelerini kolaylaştırır. Yanlış giden her şeyden kendilerini sorumlu tutabilirler; her an hata yaptıklarını düşünürler; her zamanki gibi yanlış davrandıklarına inanırlar; her durumda kendilerini suçlarlar. Hayatlarının esas amacı onay alabilmek için sizi memnun etmeye dönüşür. Memnun edemeyip eleştiri almaya devam ettikçe sizden korkmaya başlarlar. Her ne kadar eleştirilerinizi onun iyiliği için söylediğinize inansanız da suçlamalar biz yetişkinlerinde hoşuna gitmeyen incitici ifadelerdir. Unutmayın ki anne ve babadan gelen eleştiriler en incitici olanlardır. 

 

Sorgulama

Nerdeydin? Kiminle gittin? Öğretmen ne ödev verdi? Bu notu sana kim yazdı ? Telefonda kiminle konuşuyorsun? Kimden mesaj geldi? Defterini kim karaladı? Bunu sana kim verdi? Benden ne saklıyorsun? Neden onlarla arkadaşlık yapıyorsun? Sınavdan kaç aldın?

 

Sorgulanmak anne-baba ve çocuk iletişiminde sık tekrarlanan bir hatadır. Anne ve baba çocuğun özel hayatına müdahale etme hakkını kendinde görebilir ya da çocuğun doğrudan sahibi olduğuna inandığı için kendisinden gizli bir şey olmaması gerektiğine inanır. Anne-babaların kontrol etme ihtiyacı çok belirgin olduğunda çocuk kendine ait bir özel alan yaratmakta zorlanır. Annesi odasını karıştırma hakkına sahiptir; gizli tutmak istediği günlüğünü okuyabilir, öğretmenden önce ödevlerini kontrol eder; sonra da bensiz ödev yapmıyor diye şikayet eder. Okulun kadrolu elemanı gibi sürekli okulda bulunur; arkadaşlarının tamamını tanımak ister.

 

Ardı arkası kesilmeyen sorular;  hafiye gibi takip etmeler aslında çocuğunuzla kurduğunuz ilişki modeline zarar verir. Sürekli her şeyden haberdar olmaya çalışırken çocuğunuzu kendinizden uzaklaştırma ihtimali güçlenir. Her çocuk gelişimsel olarak özerk olma ihtiyacındadır. Kişisel alan yaratma isteği bu gelişimsel ihtiyacın bir yansımasıdır. Gözetleyerek, eziyet ederek bilgi toplamaya çalışmak açık ve dürüst iletişimi engeller. Ders verircesine konuşmak, ilgi göstermemek, öfkeli bakışlar, küsmek çocuğunuzun size yaklaşmasını engeller. Oysa sadece sizin onu dinlemenize ihtiyaç duyuyor olabilir. Kesinlikle olmaz, Bunu nasıl yaparsın?;  Bu çok komik, Salak mısın sen? gibi ifadelerle iletişim kanallarını bütünüyle kapatırsınız. Tekrar açmak zor olabilir. Çocuğunuzla konuşurken derdine çare olmaya kalkışmayın. Onunla ilgilendiğinizi gösterin ve gülümseyerek sadece DİNLEYİN.

 

Sessizlik: Küsmece- Darılmaca

Çocuğunuzu görmezden gelmek, küsmek, konuşmamak ya da yokmuş gibi davranmak güçlü ve etkili bir stratejidir. Ama adil değildir. Çocuğunuzu kendinizden mahrum etmek çocuğunuzun sinirlerini yıpratır ve güçsüzleştirir. Eğer istediğiniz güçlü hissetmek ve çocuğunuzun da istediğiniz gibi davranması ise bu yöntem işe yarayabilir.  Ancak duygularınızı ve sözlerinizi çocuklarınızdan esirgeyerek daha çok probleme yol açabilirsiniz. Duygusal olarak zayıf hisseden çocuk anne-baba sevgisini hak etmediği gerçeğini yaratır. Küserek ya da konuşmayarak olgun olmayan bir çözüm yolu seçiyorsunuz. Çocuğunuzun sizinle konuşma hakkını elinden alıyorsunuz. Özetle, çocuğunuza saygı göstermeyi unutuyorsunuz. 

 

Çocuğunuzla konuşurken duyarsız ve zarar verici diyaloglar sandığınızdan çok daha fazla zarar verici olabilir. Çocukluğunuzda anne-babanızın söylediği hoşunuza gitmeyen ve bugün bile hala hatırladığınız cümleleri şöyle bir düşünün. Acaba söylenmemiş olsaydı nasıl biri olurdunuz? Çocuğunuzla saygıya çerçevesinde şekillenen diyaloglar kurmayı seçmek elinizde…

Doç. Dr. Özlem Karaırmak