MENÜ
Doç. Dr. Özlem Karaırmak Yazar Hakkında
Çocuk Disiplini ve Ebeveyn Olmak
1297

 

Çocuk yetiştirirken zaman zaman eşinizle farklı düşündüğünüz durumlar olabilir. Çocuğunuzun öğrenmesini istediğiniz bir davranış, eşiniz için o kadar önemli olmayabilir. Bu bağlamda, ebeveynlerin tutarlı olması kolay değildir. Eğer eşiniz hep iyi polisi oynuyorsa, siz  kötü polis olmak durumunda kalabilirsiniz. Çocuğunuza hangi değerleri kazandırmak istediğinizi eşinizle konuşabilmelisiniz. Eğer kurallar belli olursa çocuğunuzda tahmin edilebilir ve belirsizlikten uzak bir aile ortamında daha emniyette hisseder. Eşinizle bir araya gelip kuralları kesin olarak koymanız ve kurala uymamanın sonuçlarını belirlemeniz çocuğunuzla yaşadığınız disiplin sorunlarını azaltabilir. “Vurmak, kavga etmek yok; okuldan sonra bir saat içinde evde olmalısın; senden büyüklere saygısızca cevap vermek yok” gibi kurallar gelişim dönemine bağlı olarak çocuğunuzun da katıldığı aile toplantılarınızda belirlenebilir.

 

Kültürümüzde, çocuğun temel bakımının ve yetiştirilmesinin anneye düşen bir sorumluluk olduğu yönünde bir algı vardır. Çocuk disiplininde, işler çığırından çıkmak üzereyken başvurulan baba “Akşama seni babana söyleyeceğim”; “Bu konuyu akşama babanla bir konuş”; “Babana sor. Bakalım ne diyecek?” gibi ifadelerde korku figürü olarak sunulur. Oysa doğru olan, hem annenin hem babanın çocuk disiplininde rol ve sorumluluk almalarıdır.

 

Çocuklarınıza hayatı kurallarla yaşamayı öğretirken “ben iyi bir anne/baba değilim”; “olması gerektiği gibi davranmıyorum”; “çocuğuma bağırıyorum” ; “çocuğuma yeterince zaman ayırmıyorum” gibi nedenlerle kendinizi suçladığınız ve çaresiz hissettiğiniz zamanlar olabilir. Avaz avaz bağırdığınız zaman çocuğunuz kontrolü yitirmiş olduğunuz mesajını alır. Böylesine öfkeli olduğunuz durumlarda çocuğunuz öğretmek istediklerini öğrenmez. Ancak sizi çileden çıkarmanın yollarını öğrenir. Kontrolü yitirmeden önce sabrınızın taşmak üzere olduğunu fark edebilmelisiniz. Hemen durumdan uzaklaşın ve sakinleştikten sonra çözüm aramaya başlayın. Kısa süreli bir uzaklaşma kendinizi daha güçlü hissetmenizi sağlar. Diyaframdan nefes almayı deneyerek rahatlamanızı kolaylaştırabilirsiniz.

 

Etrafınızda yakın olduğunuz kişilerden “çocuğa sürekli hayır diyorsun; yapma diyorsun” anlamına gelebilecek uyarılar alıyor musunuz? Bu durum kendinizi kolayca suçlu hissetmenize neden olabilir. “Çocuğumu yasaklarla büyütüyorum; yanlış yapıyorum” gibi cümleler sizi yorabilir.  Zihninizde bin bir tilki dolaşıyor olabilir. Yemekten önce dondurma yiyebilir miyim diye soran çocuğunuza nasıl yanıt vereceksiniz? Acaba doğrudan hayır demek yerine başka ne söylenebilir? “Elbette yemekten hemen sonra bende sana dondurma yiyelim mi diye soracaktım” diye yanıtlayabilirsiniz. Hayır demeden ya da olumsuz cümle kurmadan seçtiğiniz cümlenin çerçevesini değiştirin ama içindeki mesaj aynı kalsın. Çocuğunuz hayır kelimesini duymadığı için daha az isyan edecektir. Karşılıklı sözlü anlaşma yapmaya uygun bir zemin hazırlamış olursunuz.

 

Çocuğunuzun öfke ve ağlama nöbetleri ile nasıl başa çıkıyorsunuz? Ağlama ve öfke nöbetleri aslında çocuğunuzun sizinle girdiği güç savaşının bir göstergesidir. Olur olmaz yerlerde ağlayarak ve bağırarak istediğine ulaşıp ulaşamayacağını test eder. Ağlama ve öfke krizlerini sınırları test etme olarak görebilirsiniz. Konuk olarak gittiğiniz bir evde, süpermarkette, parkta, ya da herhangi bir yerde istediği olmadığında ağlama ve öfke nöbeti başlayabilir. Çocuğunuzla konuşup anlatmaya çalışırsanız ya da bağırırsanız daha çok ağlamaya başlayacaktır. Dikkate almayın; görmezden gelin. Bırakın devam etsin. Markette iseniz bir arka reyona geçin. Nereye doğru gittiğinizi görmesini sağlayın. Peşinizden gelecektir. Toplum içinde bile olsanız yapmakta olduğunuz işinize devam edin. İşe yaramadığını görünce vazgeçecektir. Eğer işe yararsa öfke ve ağlama nöbetleri devam edecektir.

 

Bütün bunları yapmaya çalışırken eşinize ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Çocuğunuz eşinizle birlikte ortak projeniz!

Doç. Dr. Özlem Karaırmak