MENÜ
Psk. Danışman Yelda Arslan Yazar Hakkında
Çocuk ve Yaratıcılık
1657

 

          Yaratıcılık doğuştan mıdır, yoksa geliştirilebilir mi? Kişisel fikrim, konu ne olursa olsun genetik aktarımın rolünün yadsınamayacağı yönünde. Ancak diğer yandan her çocuğun sahip olduğu potansiyel ile sergilediği performansın da farklı olabileceği inancındayım. Bu farkı yaratan da anne babalar olarak bizlerin uygun ortamı sağlayıp sağlamadığımızla doğru orantılı. Genlerinde yüksek yaratıcılık barındıran nice çocuğun, uygun ortam sağlanmadığından bu özellikleri örtük kalabileceği gibi ortalama düzeyde bir yaratıcılık da günden güne parlayabilir.

 

            Her şeyden evvel bir anne olarak çocuğumun yaratıcılığını ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Bu konuda da ilk olarak “OYUN OYNAMA”nın olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorum. Oyun terapisinin babası Garry LANDRETH’ın çok sevdiğim bir sözü var; “Kuşlar uçar, balıklar yüzer ve çocuklar oynar”. Ne güzel tanımlamış… Çocuklar hayatı oyun aracılığı ile prova eder, öğrenir ve deneyim kazanırlar. Oyun deyince aklınıza sadece yapılandırılmış, spesifik alanları geliştirmeye yönelik kutu oyunları gelmesin. Elbette ki oldukça etkililer ve yararlanılmalı. Bunun yanında plastik şişe kapakları, kumaş parçaları, boş kibrit kutuları, kağıt havlu ruloları gibi artık materyaller ile; kağıt, kalem, makas, yapıştırıcılar da çocuğun yaratıcılığını geliştirebilecek mucizevi araçlar haline dönüşebilir. Hatta bu oyunlarda çocuğunuza eşlik etmeniz, heyecanını ve keyfini paylaşmanız bu sürece daha da katkı sağlayacaktır.

 

 

          Peki çocukların yaratıcılığını geliştirmek için başka neler yapılabilir?

 

  • Onu olduğu gibi kabul etmek: Kabul gören çocuk aynı zamanda kendisini ait ve güvende hisseder. Bu da var olan potansiyelini ortaya koymasını kolaylaştırır.

 

  • Yaşı kaç olursa olsun fikirlerine saygı duymak: Fikirlerine saygı duyulan çocuklar daha fazla fikir üretirler.

 

  • Kendisini ifade etmesine olanak sağlamak: Dinlendiğini, önemsendiğini hisseden çocuklar, yanlış yapacağım kaygısını daha az yaşarlar. Dolayısıyla kendini özgürce ifade ederken meydana gelen serbest çağrışımlar yeni fikirlerin kapısını aralar.

 

  • Hataları gelişim için bir fırsat olarak görmek: Hata yapmaktan korkmayan çocuklar daha rahat adım atarlar, denemekten yılmazlar, daha özgün ürünler ortaya koyabilirler.

 

  • Çabasına övgü yapmak: Sonuca odaklanıldığında, başarıya ulaşamayan çocuk hayal kırıklığı yaşar, kimi zaman denemekten vazgeçer. Oysa ki çabasına övgü yapılan çocuklar sonunda başarılı olamasa da denemiş olmanın hazzını yaşar, bir sonraki sefer başarılı olabileceği inancını taşır ve vazgeçmez.

 

  • Yapabileceğine dair inancını kuvvetlendirmek: Özgüveni yüksek çocukların daha atılgan ve üretken oldukları biliniyor.

 

  • Merak duygusunu harekete geçirmek: Tarihe icatları ile geçen insanların büyük ihtimalle en önemli ortak özelliği bitmek bilmeyen merak arzularıdır. Merak, yeni şeyleri keşfetmenin itici gücüdür, köreltmemek gerekir.

 

  • Soru sormasını desteklemek: Merakın harekete geçirdiği soru sorma dürtüsü beslenmelidir. Çocukların her sorusu yaşına uygun ifadelerle kısa ve öz cevaplanmalıdır.

 

  • Risk almaktan korkmamak: Burada bahsettiğim elbette ki körü körüne her riski almak değil, hesaplanabilir risk alabilme becerisini geliştirmek. Bu da ancak biz anne babaların yönlendirmeleri ile mümkün. Burada bir yandan cesaretlerini kırmamak, diğer yandan bir adım daha attıklarında olabilecekleri öngörmelerini sağlamak kilit noktadır.

 

  • Kitap okumak: Kitap okumak beyin gelişimi açısından oldukça önemli olduğu gibi, hayal gücünü harekete geçiren muhteşem bir etkinliktir. Ne kadar farklı konuda kitap okunursa, çocuk o kadar farklı konu hakkında fikir sahibi olur, merakı artar, düşünme becerileri gelişir.

 

  • Karar verme becerilerini desteklemek: Çocuklara yaşına uygun kararları kendilerinin alabilme sorumluluğu verildiğinde aslında ne çok iş becerebildiklerini görüyoruz. Otonomi kazanabilmeleri, bizim onları kanatlarımız altından bırakmaya hazır olduğumuzda mümkün olabiliyor. Sürekli korunan, kollanan, başına bir şey gelmesin endişesiyle büyütülen çocukların yaratıcılık potansiyellerini ortaya koyabilmeleri de güçleşiyor.

 

  • Eleştirmemek: Her attığı adımla ilgili eleştirilen çocuklar hata yapacağım kaygısı ile adım atmakta zorlanırlar. Bu da yaratıcılığı olumsuz etkiler.

 

  • Birlikte hayal kurmak: İlk insanlara “gün gelecek elimizde küçücük bir cihazla binlerce kilometre uzaktan birbirimizle haberleşeceğiz” denseydi ne düşünürlerdi acaba? Ama gün geldi birileri hayal etti ve cep telefonunu icat etti. Çocukların hayalleri küçümsenmemeli, aksine yüreklendirilmelidirler.

 

          Uzun lafın kısası çocuğumuzun sahip olduğu yaratıcı gücü ortaya koyabilmesi için rehberlik görevi biz anne babalara düşüyor. Ne dersiniz, hazır mıyız?

 

Psk. Dan. Yelda ARSLAN

Psk. Danışman Yelda Arslan