MENÜ
HAYATA BAĞLAYAN KAN VE ÇOCUK
1952

 

Türk Kızılayı Ege Bölgesi Kan Merkezi Bölge Sorumlusu Dr. Gökay GÖK’ün sunum yaptığı bir seminerine davet edildim ve çok önemli bir konu olan kan bağışı ile ilgili bu yazıyı kaleme alma gereği duydum.

Çocukluk travmalarının kariyerimize etkileri

Bazı önemli konumlardaki kişilerin hikayelerini merakla dinlerim, çünkü bilirim ki oraya o kişiyi götüren çocukluk döneminde yaşanmış ilişkili anı ağları vardır. Gökay Bey’in hikayesi de bunlardan biri. Kendisi çocukken bir yakının kritik sağlık durumu nedeniyle kan ihtiyacına yakından tanıklık ediyor ve yıllarca kan görmekten korkuyor. Bu travma kökenli korkuyla mücadele etmek için önce tıp öğrencisi oluyor ve bugün Türkiye’de kan sevk sisteminde çok önemli bir yere geliyor. Bu aşamaya gelinceye değin kendisinin kişisel inancı ve çevresinin desteği çok büyük önem taşıyor.

Çocuklarda kan korkusu

Oyun terapisi seanslarında çok kez kandan korkan, iğneden canı yanmış çocuklarla çalıştım. Çocuk kan alınmasından duyduğu korkuyu genellikle oyun seanslarında doktor setiyle oynarken yeniden işler. Bazen kırmızı oyun hamurunu oyuncak şırınganın içine doldurur, kan şeridi gibi hamur sıkar, bazen oyuncak bebeğe iğne yapar. Çocuğun kan korkusu oyun terapisi seanslarında işlendikçe bastırılan korku açığa çıkar ve çocuk ruhsal olarak rahatlar.

Peki çocuk kandan neden korkar? Bu korkunun başlıca sebebi ebeveynlerin çocuk tıbbı müdahale altındayken yüzlerinde korkan bir ifade sergilemeleridir. Evladının en küçük can yanmasına içi parçalanan anneler babalar çoğunluktadır. Hele ki ciddi bir sağlık sorunu gündemlerindeyse! Hal böyle olunca anneler babalar, “Geçti” deseler de bazı anıların etkisi çocuklarda kendiliğinden geçmeyebiliyor. Uzman yardımına gerek olabiliyor. Hastane travmaları çocuğun hastalığı olsun, çocuğun yakınının hastalığı olsun üzerinde titizlikle çalışılması gereken konulardır. Hastalığın ya da vefatın sonuçlanması kişinin üzerindeki psikolojik tesirin de sonuçlandığı anlamına gelmemektedir..

Desteğe ihtiyaç var

Bir birey olarak sosyal sorumluluğumuz kan bağışında bulunmak ve ihtiyaç sahibi kişilerin kan ihtiyacının karşılanmasına destek olmaktır. Acil kan ihtiyacında gereken kan bulunmazsa hasta yakını etrafından kan arama ihtiyacına girebilir, tanımadığı insanlara açıklama yapmak zorunda kalabilir, üst düzey stres altındayken yaşanılanlar beyinde farklı olarak kayıt edildiğinden acı anılarına yenilerini ekleyebilir; Travma sonrası stres bozukluğu riski artabilir.

Acil kan ihtiyacı durumunda doğru kanı taşıyan kişinin bulunması, kanın test edilmesi, formların doldurulması zaman almaktadır. Bu nedenle kan bağışının acil olmayan durumlarda düzenli yapılması önemlidir. Unutmayın, yapacağınız bağışlar hayat kurtarabilir.

Diğer görev ise hasta kişi ya da yakınına psikolojik olarak destek sunmak, ihtiyaçlarına duyarlı davranmaktır. Gerekli durumda kişiyi ruh sağlığı uzmanına yönlendirmek ve cesaretlendirmek de, kişinin ruhsal olarak gerginliğinin azalmasına yardımcı olacaktır.

Çocukları disipline etmek isteyen bazı ebeveynler herhangi bir ortamda “İğnesi varmış, sessiz ol, dediğimi yap” şeklinde sözlerle çocuklarının korkularını tekrar tekrar tetikleyebiliyorlar. Çocukların olumsuz davranışlarını pozitif yöntemlerle değiştirmek mümkünken lütfen iğne korkusunu kullanmayın. İğneyle korkutulmuş çocuklarınız yetişkin olduklarında kan bağışından çekinebilirler ve hatta kendi tıbbi tedavilerini aksatabilirler.

Sosyal sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizde dünya hepimiz için daha iyiye gidecektir.

 

Uzm. Psk. Dan. Deniz Çanga