MENÜ
Uzm. Kl. Psikolog Nazlı Akay Yazar Hakkında
Özür Dilemek
2008

 

Özür dilemek kolay bir şey değildir. Hele ki gurur ve onur kelimelerinin büyük değer taşıdığı bir kültürün evladıysanız. Lakin özür dilemeyi bilmek, daha iyi bir dünya yaratabilmek için hem bizim sahipleneceğimiz, hem de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük öğretilerden biridir.

Bir yanlış yaptıysak çocuğumuzdan dahi özür dilemek bu öğretinin bir parçasıdır. Çünkü mükemmel insanlar değiliz biz; hata yapabiliriz. Örneğin bir anne her zaman çocuğuna tahammül gösteremeyebilir. Bir anne çocuğuna asla bağırmamalıdır diye bir şey yok. Ama “yeterince iyi” olan bir anne, çocuğuna bağırdıktan bir süre sonra sakinleştiğinde durumun farkına varıp harekete geçendir.

Oyun terapisinin pirlerinden Garry Landreth bir konferansında şöyle der: “Ne yaptığınız değil, yaptığınız şeyden sonra ne yaptığınız önemlidir.” Herkesin hayatında zorlandığı, ne yapacağını bilemediği, farkında olmadan kalp kırdığı olmuştur. Ancak birinin kalbini kırdıktan sonra o kırığı onarmayı ya da olanı olduğu gibi bırakmayı seçebilirsiniz. Bu noktada attığınız adım, ilk attığınız yanlış adım için düzeltici olduğu gibi, başka artıları da olan bir nitelik taşır.

Lynn Johnston’ın dediği gibi, “Bir özür hayatın süper yapıştırıcısıdır. Neredeyse her şeyi onarabilir.” Üstelik küçük çocuklar kin tutmazlar; bu yüzden bir özrün onarıcılığı daha da fazladır. Ama özür dilemenin gönül almaktan öte öğretici bir yanı vardır. Özür dilemek,

  1. En büyük otoritelerin bile hata yapabileceğini gösterir. Bu, çocuğa mükemmeliyetçi olmamayı öğretir, çünkü ebeveynleri bile zaman zaman hata yapabiliyorsa kendinin de yapması dünyanın sonu olmayacaktır. Bu durum hataları ve kazaları normalize ettiği için çocuk ileride hata yaptığında panik ve suçluluk içine saplanmadan yoluna devam edebilir.
  2. Hata yapınca özür dilendiğini öğretir. Böylece çocuklar, özür dilemekten korkmaz ve kendileri bir hata yaptığında bu hatayı ifade etmekten kaçmazlar. Hepsinden önce, çocuklar hata yaptıklarını kabullenmeyi ve bunun sorumluluğunu üstlerine almayı öğrenirler. Yetişkinler hata yaptıklarında geçiştirir, yalan söyler, suçu başkasının üstüne atar ya da gurur yaparsa çocukları da aynı şeyleri yaparlar. Ancak özür dilemek hem bütün meseleyle yüzleşmek, hem de kendine ait olan kısmıyla yüzleşmektir. Bu, cesaret gerektirir. Özür dilemeyi bilen yetişkin, çocuğunun cesur yetişmesinde büyük bir adım atmış olur.
  3. Çatışma çözümünü kolaylaştırır. Hatayı kabul etmek çatışma çözümünün ilk adımıdır. Uzlaşma, iki tarafın da kendi hatalarını kabul etmesi ve bir ortak çözüm bulmaya çaba göstermesi ile olur. Kendi hatasını görebilen kişi, uzlaşma için ilk adımı atabilir.

Büyükler özür dilemez diye düşünmeyin, özür dilediğinizde alçaldığınıza inanmayın. Özür dilemek, sadece kendini eleştirel bir gözle görebilecek ve kendi sorumluluğunu taşıyabilecek kadar olgun insanların yapabileceği bir şeydir. Hata yaptığınızda, çocuğunuzdan bile özür dileyin. Başta çok zor gelecek ama olaylara çok daha objektif bakabildiğinizi ve sorunları daha hızlı çözebildiğinizi fark ettiğinizde bunu alışkanlık haline getirmek hiç de zor olmayacak.

Tabii sadece örnek olmak yetmez, ebeveynin aktif olarak çocuğuna özür dileme becerisini kazandırması da gerekir. Çok küçük yaşlardaki çocuklar özrü ve neden özür dilenmesi gerektiğini anlayamazlar; bu nedenle genelde cezadan kaçınmak (kızgın anne gibi) ya da ödüle (takdir edilmek gibi) sahip olmak için özür dileyebilirler. Ancak zihinleri geliştikçe çocuklar daha soyut sebeplerle (toplumun iyiliği gibi) özür dilerler. Burada anne-babaların yapabileceği, çocuklarının küçüklüğünden itibaren çatışma çözümünde özrü çocuğa bir seçenek olarak belirtmek ve somut bir şekilde neden özür dilendiğini anlatmaktır (Sana ben aynı şeyi yapsam ne hissederdin/ne yapmak isterdin? İşte özür dilemek, insanlar böyle hissettiğinde/böyle şeyler yapmak istediğinde onların iyi hissetmesini sağlar, gibi gibi). Bazı ebeveynler, evlatları başka çocuklarla oynarken çatışma çıktığında, çatışmaya sebep olan kendi çocukları iken bile bu konuda kabullenici olamıyorlar. Siz de bu tarz olaylar yaşıyorsanız ricam, daha objektif olmaya çalışmanızdır. Siz karşı tarafı suçladıkça, karşı taraftan sadece olumsuzluk alırsınız. Üstelik çocuğunuza, o ne yaparsa yapsın onu koruyacağınız mesajını verdiğiniz için kabul edilebilir ya da edilemez olması fark etmeden istediği her şeyi kafasına estiği gibi yapan, bu yüzden düzen bozan ve çevresince dışlanan bir çocuk yetiştirmekte olursunuz. Çocuğunuzun sürekli savunulmaya değil, adil davranabilen anne-babalara ihtiyacı vardır. Adil anne-baba, çocuğunun sorunda bir payı yok ise onu savunur, var ise sakin ve suçlayıcı/rencide edici olmayan bir dille onu hatasını kabullenmeye ve çözüm yolu aramaya yönlendirir.

Sizler, önce adil insanlar, sonra adil ebeveynler olun. Özre önem verin. Adaleti bilen, gerektiğinde özür dileyebilen, bu nedenle cesur, dürüst ve dünyayı değiştirebilecek gücü içinde taşıyan çocuklar yetiştirmek zor olmayacak.

 

Uzm. Kl. Psk. Nazlı Akay

Çocuk ve Yetişkin Psikoterapisti

Uzm. Kl. Psikolog Nazlı Akay