MENÜ
Psk. Danışman Yelda Arslan Yazar Hakkında
Vicdanlı Çocuklar Yetiştirmek
4466

 

Yolda giderken bir çocuk görürüz, elinde sapan kuşları hedef almış ya da minicik bir kediye tekme atıp gülen... Ayıplarız. Kimi zaman "sağ duyulu bir yetişkin olarak" uyarırız hatta. "Neyse ki benim çocuğum böyle değil" deriz, içimize su serpilir. "Ama hata şuncacık çocukta değil, ailesi terbiye vermemiş" diye düşünür, sonra geçip gideriz. Oysa o an aklımıza gelmez koca koca beton binalar dikmek uğruna kesilen binlerce ağaca ses çıkarmayışımız...

 

Bir gün çocuğumuzun öğretmeni bizi görüşmeye çağırır ve arkadaşlarına hoş olmayan kelimeler sarf ettiğini paylaşır. Çoğu zaman yüzümüz kızarır, ne diyeceğimizi bilemeyiz. Yaşadığımız duygularsa karışıktır; şaşkınlık, hayal kırıklığı, endişe, öfke vb... Oysa o an aklımıza gelmez trafikte giderken ya da haberleri izlerken verdiğimiz dürtüsel tepkiler...

 

Benim için vicdan, kişinin doğruyla yanlışı ayırt etmesini sağlayan iç sesidir. Çocuk ya da yetişkinin, sergilemek istediği davranıştan alacağı haz ile o davranışın yaratacağı zararlar arasında karar verme mekanizmasıdır. İnsan gelişimine dair her konuda olduğu gibi vicdan gelişimde de bir olgunlaşma zamanı vardır. Nasıl ki 6 aylık bebeğin cümle kurarak konuşmasını beklemiyorsak, 3 yaşındaki bir çocuğun da yeni doğmuş kardeşini evden atma isteğini vicdansızlık olarak değerlendirmeyiz. Peki ne zaman ve nasıl gelişir bu vicdan?

 

Mizaç özelliklerimizin, yeteneklerimizin, hatta kaygılarımızın genetik kodlama ile bir sonraki kuşağa aktarıldığı gibi, vicdanın kırıntılarının da doğuştan var olduğunu dile getirmek yanlış olmaz sanırım. Sonrası ise öncelikle ailenin çocuk yetiştirme tutumlarına, önemsediği değerlere ve bir sonraki aşamada da öğretmenlerine bağlıdır. "Vicdan gelişimi şu yaştan itibaren başlar" diye bir tanımlama, kuramlara dayandırılarak yapılabilir elbette, ancak yapmayacağım. Çünkü, hangi yaşta başlarsa başlasın, bebeklik döneminden itibaren tutum ve davranışlarımızla çocuğumuzun vicdan gelişimine katkı sağlamaktayız.

 

Vicdan eksikliğinin gözle görülür en belirgin ifadesi, çocuğun zarar verici, can acıtıcı davranışlar sergilemesi ve bundan pişmanlık duymamasıdır. Peki anne babalar olarak vicdanlı çocuklar yetiştirmek için neler yapmalıyız?

 

  1. Çocuğa doğru ve yanlış davranışlar konusunda yol göstermeliyiz: Çocuklar dünyayı anne babalarıyla tanırlar. Anlamadığını düşünsek bile bebeklik döneminden itibaren hangi davranışları neden sergilememesi gerektiği ile ilgili, yaşına uygun, kısa ve net ifadelerle bilgi vermek en önemli ebeveynlik görevlerimizdendir.
  2. Hatalı davranışlarının doğal sonucu ile yüzleştirmeliyiz: Arkadaşının eşyasına verdiği zararı kendi harçlığı ile telafi eden bir çocuk öğrenir ki, her davranışın bir sonucu vardır ve davranışlarının sorumluluğunu üstlenmek zorundadır. Büyürken sınır kon(a)mamış çocuklar, gelecekte başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı duymayan yetişkinler olmaya mahkumdur.
  3. Çabalarını fark ettiğimizi dile getirmeli, onu motive etmeliyiz: Olumlu bir davranış yerleştirmeye çalışırken, ufacık çabaların bile fark ediliyor ve bir aferin ile pekiştiriliyor olması çok önemlidir. İstendik davranışın görülme sıklığının artmasına yardımcı olur.
  4. Şiddet içeren görüntülere maruz kalmalarını engellemeliyiz: Çizgi filmlerden, bilgisayar oyunlarına çocuğumuzun izlediği görüntüler hakkında farkında ve bilinçli olmalıyız. Öldürdüğü adam kadar puan kazandığı bir oyuna her gün maruz kalan bir çocuğun ertesi gün arkadaşının canını acıtması kaçınılmazdır!
  5. Eğitici kitap ve filmlerden yararlanmalıyız: Sevgi, arkadaşlık, yardımlaşma, işbirliği vb temalarda, farklı yaş grupları için pek çok yayın bulunmaktadır. Kitap ve filmlerdeki kahramanlar çocuklar için önemli rol model olduklarından, seçici davranarak kimilerini hayatlarına dahil etmeliyiz.
  6. Model olmalıyız: "Yeryüzünde benim dışımda da canlılar var" bilinci ile hareket ettiğimizde; toplu taşıma araçlarında yaşlılara yer verdiğimizde, fazladan ekmek alıp askıya astığımızda, sokak hayvanları için karda kışta yiyecek, kavurucu sıcaklarda su bıraktığımızda, sırf iki gün vazoda duracak diye dalındaki gülü koparmadığımızda, çocuğumuzun sorumlulukları konusunda hassasiyetle durduğumuzda zaten işin büyük kısmını halletmiş olmaktayız.

 

Son olarak, toplumsal olarak üzerimize düşen iki göreve de değinmeden edemeyeceğim. İlki, basında her gün tüm detayları ile maruz kaldığımız şiddet görüntüleri ile ilgili. İbret-i alem olsun derken toplumun çoğunluğunda sistematik olarak duyarsızlaşmaya, azınlık kesiminde de şiddet dürtülerinin harekete geçmesine neden olmaktadır. Bu da, buldukları ilk fırsatta fantezidekini eyleme geçirmelerine, bir sonraki gün yeni bir şiddet haberi olarak karşımıza çıkma kısır döngüsüne dönüşmektedir. En kısa sürede bu konuda gereğinin yapılmasını umut etmekteyim. İkinci olarak da, cehaleti yenmenin tek yolunun eğitimden geçtiği akıldan çıkarılmamalıdır.         

 

Zor iş çocuk yetiştirmek; dünyaya getirmek yetmez, özenle ilmek ilmek işlemek gerek...

 

Psk. Dan. Yelda ARSLAN

Psk. Danışman Yelda Arslan